Araştırma Ve İncelemeEdebiyatFelsefeİnanış BiçimleriTarih

Taoizm: Akışta Kaybolmak

Taoizm, dünyayı açıklamak için kurulmuş bir öğreti değildir. Daha çok, dünyayla kavga etmeyi bırakma çağrısıdır. Laozi’nin metinlerinde hissedilen şey, sistematik bir felsefeden ziyade, uzun süre susmuş bir insanın sonunda söylediği birkaç cümledir. Taoizm buradan konuşur: yorgunluktan, geri çekilmeden ve fazlalıklardan arınmış bir yerden.
Tao, bir ilke ya da yasa gibi anlaşılmamalıdır. O, başlangıçtır ama ilk neden değildir; her şeyin içinden geçen, fakat hiçbir şeye indirgenemeyen bir akıştır. İsim verildiğinde daralır, tanımlandığında eksilir. Bu yüzden Taoizm, kavramlara güvenmez. Bilgi çoğaldıkça hakikatin uzaklaştığını sezer. İnsan ne kadar çok bildiğini düşünürse, o kadar çok kopar.
Bu kopuşa karşı Taoist yanıt wu-weidir. Genellikle yanlış anlaşıldığı gibi edilgenlik değil, zorlamasızlık. Wu-wei, iradeyi askıya almak değil; iradenin taşkınlığını dizginlemektir. Taoist bilge, olayları kontrol etmeye çalışmaz çünkü kontrol etme arzusu, düzeni bozan şeyin ta kendisidir. Bir dal, rüzgâra direnmez; kırılmak yerine eğilir. Taoizm için bilgelik, sertlikte değil, esneklikte gizlidir.
Yin ve Yang, çoğu zaman yüzeysel bir denge simgesi olarak görülür ama Taoist düşüncede daha derin bir anlam taşır. Bu ikilik, karşıtların savaşı değil, birbirini mümkün kılan iki haldir. Işık karanlıktan, doluluk boşluktan doğar. Boşluk olmasaydı kap işe yaramazdı; sessizlik olmasaydı ses anlamsız olurdu. Taoizm, insanı bu karşıtlıkların birini seçmeye zorlamaz. Seçmek, bölmektir. Oysa Tao bölmez; bir arada tutar.
İnsan bu bütünün merkezinde değildir. Taoizm, insanın evrendeki ayrıcalıklı konumunu sessizce reddeder. Evren, insanın anlam arayışı için kurulmuş bir sahne değildir. İnsan, tıpkı taş, su ve rüzgâr gibi, geçici bir biçimdir. Bu düşünce ilk bakışta sarsıcıdır; fakat Taoizm bunu bir yoksunluk olarak değil, bir hafifleme olarak sunar. Merkezde olmamak, yükten kurtulmaktır.
Zhuangzi’nin metinlerinde bu hafiflik neredeyse bir alay duygusuna dönüşür. Kimlikler, roller ve kesinlikler gülünçleşir. Ünlü kelebek rüyasında sorulan soru—“Ben kimim?”—cevapsız bırakılır. Çünkü cevap verildiği anda yeni bir hapishane kurulur. Taoizm için özgürlük, doğru cevabı bulmak değil, soruyu gevşetebilmektir.
Bu nedenle Taoizm ahlâk öğretisi de sunmaz. Ne yapılması gerektiğini buyurmaz. İnsanı “iyi” olmaya zorlamaz. Zorlanan iyilik, Tao’ya aykırıdır. Doğal olan, kendiliğinden doğru olanı yapar. Nehir, kimseye faydalı olmayı amaçlamaz ama herkes ondan faydalanır.
Sonunda Taoizm şunu fısıldar:
Hayat bir problem değildir; çözülmek zorunda da değildir. İnsan, her şeyi anlamaya çalışmayı bıraktığında, yaşamanın kendisi yeterli hale gelir. Tao’ya yaklaşmak, bir şey kazanmak değil; fazlalıkları yavaşça geride bırakmaktır. Akışa karışan, yok olmaz; sadece daha az gürültü çıkarır.

Önerilen Yazılar
Araştırma Ve İncelemeFelsefeTarih

Thales: Düşüncenin Suyla Başladığı An

Araştırma Ve İncelemeEdebiyatFelsefeİnanış BiçimleriTarih

Konfüçyüs Kimdir? | Edebi Geçmişi ve Felsefesi

EdebiyatŞiir

Cüst ü cû

Araştırma Ve İncelemeFelsefeİnanış BiçimleriMitoloji

Buda

Bültenimize Abone Olarak
Yazılarımızı Takip Edin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir